yara kabuk bağlasa da...

maşrapa

eski oturduğumuz evdeyim. evden birisi ayrılıyor; eşyalar toparlanmış, evin yarısı boş gibi...
bir odadan bir odaya geçiyorum sürekli. ne olduğunun tam farkında değilim ve anlamaya çalışıyorum. mutfağa giriyorum. duvarda asılı sarımsaktan bir tane düşüyor; yerden alıp mutfak tezgahının üzerine koyuyorum. diğer odaya geçiyorum. iki küçük kız var ve bir kadın var yanlarında, kendi aralarında konuşuyorlar. biri, diğerine "niye boşanıyorlar ki?" diyor. o zaman, tam emin olamasam da evden ayrılanın abimin eşi olduğu fikrine kapılıyorum. (aslında abim bekar)

ve odalara bakınarak abimin eşini arıyorum bu defa ve yine mutfaktan geçiyorum, duvardaki sarımsaktan bir tane daha düşüyor, yine alıp tezgahın üzerine baırakıyorum ve hayali yengeme nasıl bir soru sormalıyım diye de düşünüyorum; "neden böyle apar topar boşanıyorsunuz?" uygun olur diye karar veriyorum.

odanın bir köşesinde arkası dönük olarak görüyorum abimin hayali eşini. ona doğru yönelirken; o iki küçük kızın konuşmaları kulağıma geliyor yine. ilk çalıştığım işyeriminin patronunun adını zikrederek; kemal bey'in , ece onak'ı çok sevdiğini fakat ayrılmak zorunda kaldıklarını ve şimdi de hapisten çıkmasını beklediğini, söylüyorlar.
"bunu ben bile bilmezken onlar nasıl bilir?" diyorum, çok şaşırıyorum. ece onak'ın kim olduğunu bilmiyorum aslında ama tanınan biri olduğu hissine kapılıyorum.

hayali yengem elinde bir eşyayla dışarı çıkarken, beni beklemesini konuşmak istediğimi belirten bir işaret yapıyorum ve onu ilk kez görmüşüm gibi "ne yaşlı bir kadınmış bu?" diye geçiriyorum içimden.
ona yetişmem için yavaşlıyor ve o sırada cep telefonum çalıyor; arayanın ismi "ece onak" olarak görünüyor. şok oluyorum, ellerim titriyor; "benim numaramın onda işi ne, neden arıyor beni" diye panikliyorum. telefon çalmaya devam ediyor ve ben açıp açmamaya karar veremiyorum bir türlü...

yengeyi arabaya binmek üzereyken görüyorum; ona yetişmek için koşar adım yürüyorum... arkamdan biri sürü çocuk da benimle beraber koşuyor.

içlerinden biri yere düşüyor, onu yerden kaldırmak için duruyorum. kolunu gösteriyor; dirseğinde büyükçe kabuk bağlamış yaradan kahverengimsi kan ya da irin gibi bir şey akıyor... bunun çok tehlikeli bir şey olduğunu düşünüyorum. telaş ve üzüntüyle etrafımdaki çocuklara "pamuk ve kolonya getirin, çabuk, çabuk olun!" diye bağırıyorum...

__________________________





sueda88

telefon yorumlarında daima kötü haber diye yzıyo ben öle rastlayıp okurdum devamlı öle biliyorum .gerçi her yorum her görülen şeye netten bakıncada tuttmuyo ama herkesin kendince yorumu var senin yorumunu bilmiyorum.ama şöle deyim sana abin yakın zamanda evlenecek umarım mutluda olacak .fakat senin için kötü bi haber var evlilikten öncemi sonramı bilmiyorum ama abinin evlenecegi kız çok güzel biir o olacak ona emin olduguma emin olabilirisn.iç güzelligi ölçülemez olacak belkide.bence sen herşeyi çok düşünen biri oldugun için evinizin içindede abinin evşenmesini çok isteynler varsa beynindeki düşüncelerle birleşmiş kafan sana böyle bi oyun oyunuyo derim.fazla düşünme kafanı takıpta üzünülecek bi rüya deil.ama çok ilgini çekecek bi olay yaşıyacaksın şaşıracaksın diye bilirim

saygılar

__________________________

Geç kalmışsın çocuk.
Kapılar bir bir yüzüne kapanıyor.
Geç kalmışsın çocuk.
Sevgiler, aşklar çok uzak kalmış sana.
Buğulu camlar arkasından bakıyorsun hayata.
Elinden çok şeyler kayıp gitmişte,
Sen hala son ayak seslerini
Duymak için çırpı