söğütün gölgesizliği

lastbestline

katlanılmaz bir sıcağın içinde bulmuştum kendimi. bir gölge belirdi yanı başımda. bu bir söğüt ağacıydı. dev gibi bir söğüt ağacı. gölgesine girdiğimde çok huzurlu hissediyordum. güneş devamlı yön değiştirip beni yakalamaya çalışır gibiydi. bense söğütün gölgesinde dönüp duruyordum. sonra bir dalına uzandım. tutup tırmandım. dalında gölgede uyumak üzereydim. birden dal eğildi. belki rüzgardı belki söğüt öyle istemişti. yere sırtüstü düştüğüm halde sadece kalbimde ağrı vardı. sadece anlamsızca ağacı süzüyordum. anlamsızdı düşüşüm. güneş sırtımı ısıtmaya devam ediyordu. artık dala uzanmaya bile korkuyordum. sanki bir fidan kadar daralmıştı gölgesi. artık bana gölge etmiyecek gibiydi. artık beni taşımayacak gibiydi. artık dalına çıkarsam kırılacak gibiydi. o beni güneşten korumuştu. ben onun kırılmasını istemiyordum. olduğum yere oturdum. kalbimin ağrıdığını görmesin diye söğüte sırtımı döndüm. içimde ona su verme isteği belirdi fakat o zamanda boğulur belki ihtiyacı yoktur korkusu belirdi. çaresizce dallarını eğip sırtıma dokunmasını bekleyecektim. bana dokunmadıkça belkide ona dönemeyecektim. etrafta birçok ağaç büyüdü. ama hiçbiri bir söğüt olamadı. benim söğütüm ise bir türlü eğilip bana dokunamadı. ne kalktım gittim nede döndüm baktım. o söğüte ben gibi birçok kişi tırmandı. fakat herkez gövdesinden başladı. kimse dalından tutmadı. kimseye dalını uzatmadı belkide. ben söğütü sevdim. o gölge etmesede başka gölgeye de gitmedim. ne uzaktım ne yakın. tek bir gerçek kaldı ben vardım onda ve hayatında ve oda bende ve hayatımda.
__________________________





hypatia

(erkek olduğunuzu varsayıyor, hissediyorum) söğüt el beklediğiniz ve fakat aynı zamanda kırılmasından -belki de kırmaktan, boğmaktan- korktuğunuz bir kadın olabilir mi? beklerken ölebilirsiniz, korku sizi bir yere ulaştırmak bir yana etrafınızda döndürüp, böyle rüyalar yaşatıp duran gereksiz bir duygudur.

21 gram

sevgili lastbestline, rüyan mitolojik bir öykü gibi, araştırdım biraz, çingene mitolojisinde söğüt ağacı için bak ne demişler. kıyısından, ucundan kendine ait bir şey bulursun belki....

"Transilvanya’daki Çingenelere ait söylenceye göre, bir ülkenin halkı her yaptığı gibi besiye çekip süslediği bir öküzü yılbaşında nehre atmayıp, şeytan’ın tavsiyesine uyarak kendileri yemiş. Sonuç, büyük bir kıtlıktır. Bunun üzerine yaşlı bir adam, dini bütün bir insana yol gösterir ve onu nehrin dibinde bulunan bir kapıdan geçirerek üzerinde Tüm-Tohumlar-Ağacı’nın bulunduğu bir çayıra götürür. Bu dini bütün insanın, yeni bir ekim için oradan tohum almasına izin verilir. Eğer ufak bir söğüt ağacı bir çam ağacı ile ‘evlendirilecek’, yani yan yana toprağa dikilip kırmızı bir ip (gövdelerine) dolanacak olursa, Noel gecesi Tüm-Tohumlar-Ağacı’nı görmek mümkün olur.Bu iki ufak ağacın ertesi gün yakılıp, küllerinin ‘kadınların doğurganlık gücünün artırılması amacıyla kullanılması’, bunun Hindistan’daki aynı ayinle doğrudan bağlantısı olduğu konusundaki şüpheleri neredeyse ortadan kaldırmaktadır.Muhtemelen ilk insan çiftinin kökeninin ağaçlara dayandığı (Dünya’nın Yaratılışı...) biçimindeki sözlü gelenek de ağaç evliliği ilişkilidir."

benzer rüyalar, ilgili tartışmalar vs.