nerden baksan...?

hypatia

büyük bir işhanı gibi bir yerdeyim. galiba çalıştığım yer oradaymış ama mesai saatime daha var. tesadüf, uzun zamandır görmediğim ve aslında benim için çok da önemli olmayan bir arkadaşa rastlıyorum. hanın girişindeki bir kafede oturup bir şeyler içiyor, sohbet ediyoruz. "sen naptın, ben naptım"... bir süre sonra tuvalete gitmem gerekiyor, izin isteyip kalkıyorum. fakat yolda aklıma o sırada regl olduğum geliyor. acaba ped var mı yanımda diye çantama bakıyorum, yok. sözde bunun sorumlusu kardeşimmiş, kızıyorum, nasıl unutur koymayı diye. tuvalet çok garip, sanki benden başka uzuuunn sakalları olan dindar bir adam var, ellerini yıkıyor ya da öyle bir şey. ben ne yapacağımı düşünürken fıskiyeden sular fışkırmaya başlıyor, her tarafım kan ve su oluyor. bir taraftan tüm bunları adamdan saklamaya çalışıyorum. bir şekilde oradan çıkıp handa dolaşmaya başlıyorum ped bulurum diye. ama girdiğim hiçbir dükkanda aradığım markayı bulamıyorum, nedense diğerlerini almamak konusunda da inat ediyorum. bu arada normalde hiç olmadığı kadar kanıyorum. aklımda bir taraftan bir tuvalet molası istediğim arkadaşı beklettiğim düşüncesi var. ama bu şekilde yanına gidemem, gitsem de durumu açıklayamam, bunları yapmayacağım için o da yanlış anlar ve ondan kaçtığımı düşünür, belki de kaçıyorumdur! kaç tane bilmiyorum, bir sürü market dolaşıp sonunda aradığımı buluyorum ama çok geç oluyor. oturduğumuz yere döndüğümde arkadaş gitmiş, ben zaten kırmızıyım...
__________________________





sergüzeşt

yapmak istedikleriyle yapmak zorunda oldukları arasında bocalayan bir insan var; artık ertelenmemesi gereken ve ertelendikçe kan kaybettirecek düzeye gelmiş istekler olsa da bunlar elde edilmesi durumunda bile başka kayıplar vereceğini bilmenin telaşesi içinde bir sıkışıp kalmışlık söz konusu sanki...