japon fobim mi var benim, hansel?

uzak

aile üyelerimden birileriyle orman içinde bir villanın kapısındayız. villanın sahiplerinin misafirperver insanlar olduklarına inancımız var. öyle bir ünleri de varmış zati. kapıyı çalıyoruz.

bize kapıyı japon suratlı biri açıyor. sonra, villada ikamet eden japoncuklar sırayla bizi onlarca bir çeşit seromoniyle karşılıyorlar. villanın üst katına çıkarılıyoruz. çıkarılırken de, şu soruyu soruyorum insanlara, "evde köpek var mı, evde köpek var mı?.." cevap alamıyorum. şatafatlı bir oturma odasında buluyorum kendimi ve japon aile meclisinden büyükler sıra sıra oturuyorlar koltuklarında. birden orada benden başka ailemden kimsenin olmadığını farkediyorum ve o an bu misafirperver japoncukların aslında pek de tekin insanlar olmayabileceklerini düşünüyorum. yeğenlerim aklıma geliyor, meğer onlarla gelmişiz villaya ve şöyle düşünüyorum, eyvah şimdi yeğenlerimi kesip biçiyorlar!

aile meclisinin en yaşlısı gibi görünün bir kadın var, koltuğuna kurulmuş. belki gerilimimi azaltmak, belki de tarafından merhamet edilebileceğimi düşünmemden, yaşlı kadınla bir sohbet başlatmak istiyorum. yaşlı kadına söylediğim ilk şey şu: "teyzeciğim, memleket neresi sizin?"

__________________________





hypatia

öyle olduklarına inanırsınız fakat öyle değildir gerçekler. bunu anımsatan bir şey yaşadınız belki. rüyada baskın ırkın japonlar olmasınıysa izlediğiniz bir film, okuduğunuz bir metinle ilişkilendirebilirim ancak, ötesini en iyi siz ve sizi tanıyanlar bilir. ama zaten önemli olan bu değil, güveneceğinizi düşündüğünüz insanlara bile güvenmekte tedirginlik yaşıyor olmanız. "memleket neresi?" bir coğrafyaya mı küstünüz ya da endişelisiniz?