istanbul

lou salome

istanbul'dayım, yapayalnız dolaşıyorum yollarda, gitmediğim semtlerine, görmediğim yerlerine gidiyorum, gözlerimi kapayıp, nerede olmak istediğimi düşünmem yetiyor ancak görmek istediğim, özlediğim kişilere gitmek istediğimde bunu yapamayacağımı biliyorum, denemiyorum bile. çünkü bunu yapabilmem için aynı anda birlikte olmayı dilememiz gerekiyormuş.
__________________________
lou salome





maşrapa

özel ve güzel bir rüya.
sanki kısacık bir öykü gibi..
yıllar sonra yalnızlığını farkeden biri; bir yandan bunun tadını çıkarmaya çalışıyor, bir yandan da sorguluyor yalnızlığını ve bedelini..

21 gram

istanbul'u özlemenizden daha ziyade bence istanbul'un size hissettirdiklerini,yasattıklarını ve istanbul daki yasantınızı özlemişsiniz..istanbul da olmanın cesaretinizle ilgisi yok aslında size göre..kabullenmek zorunda oldugunuz bir durum var..özleminiz cok ama cok büyük..istanbul da bıraktıklarınızın da aynı özlemi duyup duymadıklarından süpheleriniz var..cünkü siz daha yalnız hissediyorsunuz kendinizi..geride bırakıp giden sizsiniz cünkü..bekleyen, hasret ceken sizsiniz..yani böyle düşünüyorsunuz...ama öyle olmadıgına eminim..özleminizin en kısa zamanda sona ermesi dileğiyle..özleminizin büyüklüğünün güzelliği kadar,kavusmanız da aynı güzellikte olsun...

ferfecir

bu rüya bana, sizin istanbulda yalnızlık duygusu yaşamış veya yaşayacağınızı düşündürdü. kalabalık yalnızlıklar diyarı bu şehir. sokağa çıkıp dikkatlice baktığımızda insanların aslında ne kadar yalnız olduklarını görebiliyoruz. çünkü varlık her şey demek değil. eşimizin dostumuzun varlığı güzel ama bizim için eksik olan bazı şeylerin telafisi demek değildir. mesela memleket özleminin, anne-baba özleminin telafisi değil arkadaş grupları. ya da varlıklı bir insanın her an eşi tarafından aldatılma korkusu, sevdiklerimizi kaybetme korkusu. sokağa çıktığımızda dahi insanların bize ya da bizim onlara ne kadar yabancı olduğumuzu görmek bile ne kadar büyük bir yalnızlığımız olduğunun kanıtı bence.

sözün buraya dayanması beni de şaşırttı. ne alakaysa?

boncukoyunu

cok guzel bir ruya. freud ruyalarin uykunun devamini saglamak amaciyla bilinc tarafindan sifrelenerek o anda olusturacagi duygusal etkinin torpulendigini savunur. carl gustav jung ise sigmund freud un aksine ruyalarin kendini olabildigince aciga vurdugunu savunuyor. bu aciga vurma sirasinda bilincdisi icerik bilincin sembolleri araciligi ile yorumlanirken deger yitimine ugrar. bilincdisindan bir ruya yuzeye dogru cikarken bilinc alanina geciste kendisini kendi bildigi sekilde duygular ile, yani ruhsal duyumlar ile, ifade edebiliyor. cunku bilincdisinin rasyonalize etme gibi bir derdi yok. duyumlar ruhun derinliklerinden yukselirken bilinc sinirinda semboller olarak karanliktan aydinliga cikiyorlar. yani bir nevi tercume ediliyor.

lou salome nin ruyasi o kadar duru ki, aciklamaya gerek bile duymuyoruz. bicim oz ile bir butun halinde zaten ve yapilan yorumlari disliyor.

__________________________

boncuk oyunu

benzer rüyalar, ilgili tartışmalar vs.