film gibi
kocaman kocaman odaları olan, lüks bir evdeyim. odalar otel odası gibi döşenmiş. yanımdaki arkadaşlarımın kimler olduğunu hatırlamıyorum. birlikte dışarıya çıkıyoruz. ben cüzdanımı unuttuğumu farkedip geri dönüyorum. yolda sokak serserileri beni kovalıyor ve çok korkarak başka bir kapısından giriyorum evin. odamı bulmak için oldukça çaba harcıyorum. odamı bulduğumda dışarı çıkmaktan vazgeçip kapıyı kilitliyorum. hatta televizyonun sesini kısıp ışığı kapatıyorum. beni orda bulmalarından korkuyorum. ben bunları düşünürken odanın açık olduğunu farkediyorum. irkiliyorum. tekrar kilitliyorum. bu bikaç kez tekrarlandıktan sonra yaşlı bembeyaz bir teyzenin odanın içinden girişi olan başka bir odadan çıktığını görüyorum. bu kadın ölü ve benimle konuşuyor. kapıyı kilitlememem gerektiğini, geleni gideni olduğunu ve kapıda kaldığını söylüyor. ben niyeyse dışarda beni kovalayanlardan korktuğum halde kadından korkmuyorum. o sırada odadan üzerini giyinerek bir adam çıkıyor ve başka biri giriyor. kadının gelenim gidenim dediği bunlarmış demek diye geçiriyorum içimden ama sonra farkediyorum ki onlar da ölü. sonra dışarıçıkmaya karar veriyorum. telefonumu cüzdanımı alıp çıkıyorum. yolda arkadaşım bana, o evin çok eskiden kardeşlerin yaşadığı kalabalık bir aileye ait olduğunu ama bir hizmetçinin evdeki tüm erkekleri kendine aşık edip, hepsiyle ilişkiye girdiğini ve adamların birbirinden habersizce herbirinin ona da pay bıraktığını hepsi öldükten sonra evin kadına kaldığını anlatıyor. şaşırıyorum ancak onu dinlerken odada yaşadıklarımı düşünüyorum ve demek evin sahibi benim odamda yaşıyor ve kapıdan girip çıkanlarda önceki sahipleri die düşünüyorum. bu hikaye ve o ölülerin benimle konuşması beni şaşkına çeviriyor.
işlek bir caddedeyken bir arkadaşımı görüyorum. ona doğru yürümeye başlayınca tüm araçlar benim üzerime sürüyorlar, hep ucuz kurtuluyorum ama delirmiş gibi kaçıyorum.yanımdaki arkadaşım onlardan kurtulmak için bir otobüse binmeyi teklif ediyor. düşünmeden atlıyoruz ve kurtulduk diye seviniyoruz. ancak yol çok uzun sürüyor ve biz inmeyi akıl etmiyoruz. sonunda şoföre soruyorum nerdeyiz die. yeditepe üniversitesine geldik diyor. çok sinirleniyorum kendime ve arkadaşıma. hemen iniyoruz.
o çevrede oturduğunu düşündüğüm bi arkadaşımı arayıp durumu anlatıyorum. hamakta dinlendiğini ama hemen gelip bizi alacağını söylüyor. üstü açık eski tip bir jeeple gelip bizi alıyor ama öyle kalabalığız ki, yengemler, dayımın kızı annem hepimiz doluşuyoruz jeepe, giderken evlerin önünden geçiyoruz. köy evi gibi önünde oturma yeri olan sıraya evler, plav üzerinde tavuk didilmiş, yanınında da ayranlar var.
__________________________
lou salome
- [lou salome rüya günlüğü]
rüya günlüğünü tutmak, yorum almak veya yorum yapmak için şimdi rüyakar ol!
veya üye olmadan yalnızca rüya yazmak ve yorum almak için rüyanı gönder!- [rastgele rüya]
