maşrapa rüya günlüğü
adımı yerlere yazan da kim?
bahçede ablamla oturuyoruz. hadi bir sigara yakayım diyorum. paketi açıp bir sigara çıkarıyorum, tam yakacakken abimleri arabadan inerken görüyorum. alelacele sigara paketini bir cebime, tek sigarayı da diğer cebime koyup abimlerin yanına gidiyorum, biraz tedirginim cebimdekinin sigara olduğunun anlaşılmasından çekiniyorum. apartmana giriyoruz ve asansör yerine nedense merdivenlerden çıkıyoruz. devamı ... »
rüya yazmak veya yorum yapmak için sen de bize katıl! şimdi rüyakar ol
bir torba dolusu çerez
evdeyim. çok kalabalığız, aileden herkes var. bir yere gidecekmişim, eşyalarımı topluyorum, ama her şey çok dağınık, ne aradığımı bile bilmeden odadan odaya girip çıkıyorum. bulduğum şeyleri kocaman bez torbalar olur ya, onun içine yerleştiriyorum. devamı ... »
bir kuş kondu...
işten çıkmışım, yürüyorum durağa doğru. yanımda şirketten bir kız arkadaşım var. devamı ... »
galatasaraylı arif
bir futbol sahasındayım. fenerbahçe ve galatasaray'ın maçı varmış. maç harala gürele devam ediyorken ben de, sahanın içinde maçı seyre durmuşum. (futbolla hiç ilgilenmiyorum ama eskilerden hatırladığım ve rüyamda da adının arif olduğundan emin olduğum) galatasaraylı arif yanımdan hızla geçiyor. bu arif'e bir hayranlığım varmış benim, yanımdan geçince mutlu oluyorum, hayran hayran seyrediyorum ve "arif yanımdan geçti benim biliyor musun?" şeklinde, yakınlarıma hava atmayı planlıyorum. devamı ... »
cam kırığı
bir trendeyim. kapının hemen sağındaki koltuk, yarım bir yatak gibi açık. ve ameliyatlı bir kadını yatırıyorlar oraya.
tren kalabalıklaşıyor, kadının rahat olup olmadığına bakıyorum, o sırada birileri omzuma çarpıyor, dengemi zor sağlıyorum, nerdeyse hasta kadının üzerine düşecek gibi oluyorum.
hasta bir kadın daha getiriliyor, ona yer hazırlıyorlar. ilk gelen hasta kadın ona kendi yerini vermekten bahsediyor. devamı ... »
et kazanları
bir yere çay götürüyoruz ablamla; çaydanlığı ben, üst demliğini de ablam alıyor eline.
ben önden gidiyorum, eski bir eve geliyorum. yaşlı insanlar var. çaydanlığı dikdörtgen bir sobanın üzerine koyuyorum.
sonra elimde bir kaşık var; bir tencere de et ya da köfte getirmişim, onları ısınsın diye karıştırayım diyorum; tencerenin dibinde pişmemiş köfteler görüyorum; midem bulanıyor. ordakilere "ısınırken pişer mi bunlar?" gibilerinden bir şeyler söylüyorum. devamı ... »
"karışık işler için"
işyerindeyim, bir faks geliyor bana. çok silik, pek okunamayan bir dekont. açıklama kısmına bakıyorum; boş, daha doğrusu hiç okunmuyor. imzanın olması gereken yerde, el yazısı ile "karışık işler için" yazıyor.
bu dekontu bana, kendisini pek fazla tanımasam da sevdiğim biri fakslamış. bunu bu haliyle işleyemem diye düşünüyorum ve bir yandan da, "o yollamışsa sorun çıkmaz" diyorum. kağıdı elimde evirip çeviriyorum... devamı ... »
haydarpaşa'da bir kadın
tarihi bir binanın karşısındaki bir apartmanın penceresinden bakıyorum. o binanın en üst katında merdivenlere oturmuş bir kadın var, yanında da bavulu. (bu tarihi bina dediğim haydarpaşa tren garına benziyordu.)
birden kadının yanında oluyorum. elinde sıkıca tuttuğu bir kağıt var. görebildiğim kadarıyla okumaya çalışıyorum kelimeleri, mavi tükenmez kalemle yazılmış.
"bu bir veda mektubu, terkediyor olmalı" diye düşünüyorum. elindeki kağıdın birini açarak bana gösteriyor oturduğu yerden; bir şiir... okumaya çalışıyorum... devamı ... »
ne alaka?
kısa ama ilginç hatta 'ne alaka' dediğim bir rüya, deliriyor muyum ne? :)
rüyakar'dayım, rüyaları ve yorumları okuyorum... devamı ... »
babam ölmemiş
kapıyı açıyorum, babam içeri giriyor. şaşırıyorum, "baba sen ölmedin mi?" demek istiyorum ama çekiniyorum sormaya. "hastaydım, iyileşene kadar melek'te kaldım" diyor. (melek, halam olur.) "niye haber vermedin bize?" gibi bir şeyler mırıldanıyorum.
koluna girip odama götürüyorum. kendi yatağıma yatırıyorum, üzerini örtüyorum.
babam gelmeden önce müzik dinliyormuşum ben de, tam kapatayım diyorum, bir türkü çalmaya başlıyor ve zaten babam da kulaklığı kulağına takmış bile, vazgeçiyorum kapatmaktan... devamı ... »
gıcık abim
evdeyim. iki erkek arkadaşım misafirliğe gelmişler. oturuyoruz, sohbet ediyoruz.
o sırada abim geliyor. arkadaşlarımla merhabalaşıyor ve sonra bana dönüp o hiç sevmediğim el şakalarını yapmaya başlıyor; saçımı çekiyor, boğazımı sıkar gibi yapıyor, yanaklarımı sıkıyor...
misafirlere ayıp olmasın diye durumu idare etmeye çalışıyorum ama dayanılmaz bir hal alıyor durum ve dayanamayıp söylenmeye başlıyorum: "çok gıcıksın ya, yeter, yapma, bıktım, her seferinde hep aynı şeyleri yapıyorsun, rahat bırak beni" gibi... devamı ... »
bu tepe çamurlu tepe!
okulumun bahçesindeyim, ders başlamış, sınıfıma gireceğim ama bir yandan da 1 aylık devamsızlığımı nasıl açıklayacağımı düşünüyorum derin derin... devamı ... »
hız ayarlı intihar
bir okulun giriş koridorundayım, kantinin önünde yere kahvaltı hazırlanmış, bir sürü dolu tabak, merdivenlerin önü bile kapanmış, aşağı inenler güçlükle iniyorlar ki; merdivenden inen biri özenle dizilmiş tabaklardan birine çarparak döküyor yere...
gidip toplama ihtiyacı duyuyorum, ama o esnada eski sevgilim yanıma geliyor. üzerinde siyah bir ceket var. "hiç tarzı değildir, nasıl olmuş da giymiş" diye düşünüyorum. bana bir şeyler söylüyor, ben ise ceketindeki çamaşır suyu lekesi gibi duran beyazlıklara bakıyorum. devamı ... »
takkeli kabus
eski evimize doğru yürüyorum. neşeliyim, büyük bir plazanın önünden geçiyorum, ellerim montumun cebinde, ağzımdaki sakızı patlatıyorum ve bu yaptığıma gülüyorum, tekrar patlatıyorum, birden arkama bakıyorum.
ve baktığım anda, bir adam kollarımı tutuyor. kaçırıp dövecekmiş beni, sakızı patlattığım için. devamı ... »
kediyi öldürmüşler
abimleri bekliyormuşuz, yeğenlerimi bize bırakıp bir yere gideceklermiş. sürekli camdan bakıyorum, geldiler mi diye.
yine camdan bakarken bir kalabalık görüyorum. bir yaşlı adamın etrafındalar, yaşlı adam birden yere yıkılıveriyor, bir eli kalbinin üzerinde, nefes alamıyormuş gibi, etrafındakilerden birinin kalp masajı yaptığını görüyorum. devamı ... »
