daysleeper rüya günlüğü

bana resmini söyle sana kim olduğunu söyleyeyim

şeytan sofrası?

çocukluğumun çatı katlarından birinin kapısını açıyorum, çatıya çıktığımda kumar masası gibi bir sürü masa görüyorum. hepsi dolu. oturanların hepsiyse şeytani varlıklar. içlerinden birine ilerliyorum. internette bir sayfa açmışım gibi görünüyor masa. X' e tıklayıp sayfayı kapatıyorum, böylece o masadaki şeytanı öldürmüşüm sözde, en azından ben öyle zannediyorum. masalar arasında ilerlerken az önce öldüğünü sandığım şeytan canlanıp peşime takılıyor. bundan cesaret alan diğerleri de tabii.  devamı ... »

bana resmini söyle sana kim olduğunu söyleyeyim

alabora

boydan boya cam kaplı bir mekanda birkaç kişi oturuyoruz. ne için orada olduğumuzu bilmiyorum. fakat mekan deniz manzaralı, herşey güzel görünüyor, hava güneşli, gemiler, yatlar geçip duruyor. biz de bir taraftan konuşurken bir taraftan da denizi izliyoruz. bir ara çok güzel bir gezi gemisi görüyorum "şu gemi ne kadar güzel" diyorum etrafımdakilere. ben bunu dedikten hemen sonra gemi birden gerçeklik dışı bir şekilde hızlanıyor ve bize doğru gelmeye başlıyor. aynı anda deniz de dalgalanıyor ve etraf kayalık oluyor.  devamı ... »

bana resmini söyle sana kim olduğunu söyleyeyim

karda beyaz çoraplar

bir sebepten (unutkanlık olabilir) ayakkabılarımı giymeden evden çıkmışım. çıkınca farkediyorum ama nasıl olsa işte olacağım, sorun olmaz diye geri dönmüyorum. ama gün içinde gelişmeler oluyor ve bir şekilde dışarı çıkmak zorunda kalıyorum ve aksilik bu ya kar yağıyormuş, her yer bembeyaz. ben de normalde hiç yapmadığım halde beyaz çorap giymişim. onlara takılıyorum "benim beyaz çorabım yok ki, bu da nerden" çıktı diye düşünerek karlara basa çıka yürüyorum ama hiç üşümüyorum. bir durağa geliyorum, etrafı muşambalarla çevrili.  devamı ... »

bana resmini söyle sana kim olduğunu söyleyeyim

dön-dolaş

neden olduğunu bilmiyorum ama çeşitli mekanlarda sürekli koşturmaca halindeyim. genelde ıssız yerler, büyük fabrikalar. merdivenler, küçük asansörler. bir ara kalabalık caddeye çıkıyorum, kaldırımdan inince çamura batıyorum ama öyle böyle değil. ayakkabımın içi çamur doluyor. ve önemli bir yere gidecekmişim, neyse o şekilde gidiyorum, çare yok. ne yapıyorum orda hatırlamıyorum ama çıktığımda gece olmuş ve bir grup peşime takılıp cep telefonumu alıyor. alan kişi iri yarı, kel bir adam. adamı yakalayıp telefonu elinden alıyorum.  devamı ... »

bana resmini söyle sana kim olduğunu söyleyeyim

beklenmedik ve şaibeli bir çözüm!

aileden tanıdığım tanımadığım bir sürü insan -özellikle 2-3 yaşlarında kız-erkek çocuklar, çoğunu tanımıyorum- başka bir şehirde yaşayan bir akrabanın evine gidiyoruz. o akraba daha önce evin fotoğrafını çekip bize yollamış, biz de evi fotoğrafa bakarak buluyoruz. bu arada yanımızda siyasi suçlu bir grup var, sanki onları kaçırıyormuşuz. içlerinden biri ya da birkaç tanesi aileden. nasıl yaparız diye konuşurken evin sahibi olan akraba odanın ortasındaki koca çift kişilik yatağı kenara çekip, tahta döşemeyi kaldırmaya başlıyor.  devamı ... »

bana resmini söyle sana kim olduğunu söyleyeyim

içinde mi dışında mı?

yakın bir arkadaşım ve tanımadığım üçüncü kişiyle (arkadaşımın arkadaşıymış) bir yolculuktayız. sebep ya iş ya da tatil, hatırlamıyorum ama gitmemiz gereken bir yer varmış. garip köhne otellerde kalıyoruz, hava yağmurlu, kasvetli. sonra yollara düşüyoruz. araba arkadaşımınmış yalnız üçümüz de arabanın arkasında oturuyoruz. yani şoför mahallinde kimse yok. meğer uzaktan kumanda ya da sanki telepati gibi bir yöntem varmış ve arkadaşım bu yöntemle arabayı kullanıyor.  devamı ... »

bana resmini söyle sana kim olduğunu söyleyeyim

kısır döngü

karanlık işlerle uğraşan bir adam var. beraber iş yaptığı diğer adamla tartışıp onu öldürerek şehri terkediyor, daha doğrusu kaçıyor. sonra gittiği yerde birini daha öldürüp ordan da kaçıyor. bu böyle devam ediyor. her gittiği yerde silahla ya da bıçakla insanları öldürüp duruyor. yalnız sanki öldürdüğü insanlar hep aynı kişiler gibi. cinayet mekanları da marketler. bense izleyici durumundayım. hatta bir cinayet esnasında markette sadece çocuklar var ve olayı görüyorlar. ben de kendi kendime "çocukların önünde yapmasaydı bari" diyorum.  devamı ... »

bana resmini söyle sana kim olduğunu söyleyeyim

güneş tutulması

çookk eskiden, lise yıllarında gördüğüm bir rüya. neyse ki yazmışım bir yerlere...  devamı ... »

bana resmini söyle sana kim olduğunu söyleyeyim

yine şiddet, yine ceset...

bir arkadaşım benim çok da alakalı olmadığım bir iş görüşmesi ayarlamış, "sen git, yaparsın" diyor. ben de elimde dosyam gidiyorum. şirketin patronu olan huysuz bir ihtiyar beni karşılayarak işin içeriğini anlatmaları için personeline yönlendiriyor. onlar bana işle ilgili açıklamalar yaparken şirkete iki tane adam gelerek patrona bir şeyler söylüyorlar. o kabul etmeyince adamlar makineli tüfeklerini çıkarıp etrafa ateş etmeye başlıyorlar. patron da boş çıkmıyor, o da silahını çıkarıp onlara ateş etmeye başlıyor ve bir kovalamaca başlıyor.  devamı ... »

bana resmini söyle sana kim olduğunu söyleyeyim

sel

etiketler:  

rüya bir deniz yolculuğu olarak başlıyor. ama yolculuk açık denizlerde değil sokak aralarında yapılıyor. yani bitişik nizam apartmanların arasında sokak olacağı yerde deniz var. yanımda tanımadığım biri, sözde arkadaşımmış. bir taraftan fotoğraf çekerken bir taraftan da ona geçtiğimiz yerleri anlatıyorum ama aslında oraları ben de bilmiyorum gerçekte.  devamı ... »

bana resmini söyle sana kim olduğunu söyleyeyim

resimlerle cinayet

bir köyde geniş bir ailenin öğretmen kızıyım. ablam ya da kızkardeşim kendisine sürekli eziyet eden, parasını alıp kumar oynayan ve sonra da kaybeden bir adamla evli. ve bu evlilik ablamın kocası tarafından öldürülmesiyle bitiyor. en küçük erkek kardeşim de intikam yemini ediyor ve beraberce katili öldürme planları yapıyoruz. çok büyük bir evdeyiz, bir odada o adamın babasıyla bizim babamız oturuyor. bir süre sonra da katil ve bir arkadaşı bu eve geliyor(galiba bizim evimiz). biz de o anı bekliyoruz zaten.  devamı ... »

bana resmini söyle sana kim olduğunu söyleyeyim

aynı hayat içinde başka bir ben?

kardeşimle otel odası gibi bir yerdeyiz. sözde orası bizim evimizmiş. kocaman bir yatak var odanın tam ortasında, orada beraber kalıyormuşuz. o evden çıkmak için hazırlanırken benim aklıma bir şey geliyor ve soruyorum: "sence aynı hayat içinde başka bir hayat yaşama ihtimalimiz var mıdır?  devamı ... »

bana resmini söyle sana kim olduğunu söyleyeyim

kaldıramadığım ağırlıklar

dün gece uykuya dalmam biraz uzun sürdü, dolayısıyla uyandığımda bu rüyanın gerçek olduğunu düşündüm bir süre. rüya boyunca da uyku hep aklımda zaten. kardeşimin yatağındayım, o da yanımda, konuşuyoruz. oda karanlık. bir süre sonra iki hafta önce kaybettiğimiz arkadaşımın eşi geliyor. "6'sında çıkacağım bu hastaneden, söz demişti. şimdi ben her ayın altısında..." diyor, içimden "ben de" diyorum ve o ağlayarak kayboluyor. o sırada aklımdan neden bilmem "666" rakamı geçiyor. ve sanki onun ölümünü bu şekilde çözmüş oluyorum.  devamı ... »

bana resmini söyle sana kim olduğunu söyleyeyim

kardeşimin doğmamış bebeği

kardeşim üç aylık falan hamile. beraber doktora gidiyoruz. ultrasona giriyor ve sürpriz: bebek normalde ultrasonda göründüğü gibi değil de gayet doğmuş gibi bir beşikte yatıyor. şaşırıyorum ve "vay be, teknolojiye bak, amma ilerlemiş" diyorum içimden. yalnız bebek biraz garip: üçgen şeklinde kocaman kafası var, üç aylık olmasına rağmen sanki doğmuş da yedi-sekiz aylık olmuş gibi kocaman ve bayağı da kilolu. hiç kimseye benzemiyor. ne annesine ne babasına.  devamı ... »

bana resmini söyle sana kim olduğunu söyleyeyim

polonya'da tek başıma

aile büyüklerinden biri vefat etmiş ve bana miras olarak lacivert, eski model bir araba kalmış. (eski arabaları severim) arabayı alıp bir yere götürmem gerekiyormuş, belki de eve döneceğim, hatırlamıyorum. araba kullanmayı bilmiyorum ve ehliyetim yok. "ben nasıl götüreceğim ki bu arabayı" diye düşünsem de biniyor ve yola çıkıyorum. virajlı, uçurumlu dağ yollarında, bakımsız, engebeli toprak yollarda ralli yapar gibi bir yolculuk. yollarda başka hiç araba yok bu arada. bırakın arabayı trafik levhası, tabela, hiçbir şey yok.  devamı ... »