endişelenmek
et kazanları
bir yere çay götürüyoruz ablamla; çaydanlığı ben, üst demliğini de ablam alıyor eline.
ben önden gidiyorum, eski bir eve geliyorum. yaşlı insanlar var. çaydanlığı dikdörtgen bir sobanın üzerine koyuyorum.
sonra elimde bir kaşık var; bir tencere de et ya da köfte getirmişim, onları ısınsın diye karıştırayım diyorum; tencerenin dibinde pişmemiş köfteler görüyorum; midem bulanıyor. ordakilere "ısınırken pişer mi bunlar?" gibilerinden bir şeyler söylüyorum. devamı ... »
Hayâl
Ortaokul yıllarında ekseriyetle arşınladığımız caddedeyim. Uzun zaman önce kaybettiğim eski sevgilim ile buluşuyoruz. Rüyalardaki o bilindik alacakaranlıkta... Ben eşşek kadar herif oldum o hala yıllar önceki tazeliğinde tabi. Şaşırıyorum. Gittiğini hatırlıyorum, burada olmasına pek de anlam veremiyorum. Belki bir göz yanılsamasıdır diyerek cep telefonu ile fotoğrafını çekmeye çalışıyorum. Ona belli etmemeye çalışıyorum gerçekliğinden şüphelendiğimi anlamasın diye... devamı ... »
